12 Kasım 2011 Cumartesi

#Ölüm Pornosu 1

Ölüm Pornosu Mekan ve karakter konusunda son derece dar bir yelpazeye sahibiz. olaylar, dört karakterin etrafında dönüyor ve kitap boyunca, farklı bölümler boyunca hikayeyi bu karakterlerin ağzından dinliyoruz. onların hisleri, onların tecrübeleri ve deneyimleri etrafında şekilleniyor. beş adet ana karakterimiz var: bay 72 (darin johnson), bay 137 (dan baryan), bay 600 (branch bacardi), sheila (zelda zonk) ve cassie wright. olayın geçtiği yer ise depo-stüdyo karışımı bir mekan. sıra sıra dizilmiş piknik masalarının üzerinde, gayet ucuz ve sıradan atıştırmalıklarla donatılmış bir açık büfe bulunuyor. üzerinde envayi çeşit dandik sosun bulunduğu masa etrafına konuşlanmış onlarca anadan üryan adam, cipslerin tadına bakıyorlar. bekleme salonunun duvarlarına asılmış ekranlarda ise cassie wright’ın onlarca pornosu dönüyor. hatta yüzlercesi. bu döngünün amacı, üçer üçer stüdyoya alınacak 600 tane adamın penislerini dik ve sert tutmalarını sağlamak elbette. bu penislerin uyruğu ise oldukça çeşitli. asyalısı, meksikalısı, latin amerikalısı, afro amerikanı, afrikalısı, avrupalısı... ama bugün hepsinin tek ortak noktası, aynı amaca hizmet edecek olmaları. cassie’nin rekor girişimine. "tuvalet" diye tabir edilecek fosteptik çukurunun hali ise, tam anlamıyla içler acısı. kırık dökük bir ayna önünde vücutlarını bronzlaştırıcı kremle kusursuz hale getirmeye, genital bölgelerindeki kıl dokusunu jiletlerle temizlemeye çalışan, sıra sıra dizilmiş çıplak kıçlardan bahsediyoruz. uzun bir kuyruktan. hacetlerini giderebilecekleri çukura bakmak ise gerçekten yürek ister. öyle ki, tarif bile edemiyorum. sabahtan beri yaklaşık olarak 300 adamın pislediği bir klozeti, tahayyül etmek istemeyeceğinize eminim. karakterlerimize gelecek olursak; cassie wright, kendisini talihsiz bir şekilde porno endüstrisinin orta yerinde bulan, orta yaşlı ve mesleğinin son demlerini yaşayan bir yıldız. sayısız filmde oynamış ve sayısını yaklaşıl olarak bile kestiremeyeceği kadar erkekle beraber olmuş. geçmişe karşı duyduğu pişmanlıklar ve kendini affettirme arzusu yüzünden bir rekor denemesine girişiyor. bir porno rekoru. bir ölüm rekoru... cassie’nin bu rekor denemesinin içeriği ise şöyle. bembeyaz bir yatakta, nazi kıyafeti giymiş 600 farklı herifin onu becermesi için çırılçıplak uzanacak ve altı yüzünün de tadına bakacaktı. bu iş, hayatı boyunca yaptığı son iş olacaktı. gerçek anlamda son iş. çünkü bu çekimden sağ salim kurtulması adeta bir mucizeydi. vajinanın genişlemesi ve içinde hava boşluklarının oluşması, bu hava boşluklarının ise pompalama işlemi yüzünden organ içindeki damarlara sızması, o hava kabarcıklarının kan dolaşımına dahil olması, kalbe, hatta ve hatta beyne ulaşıp yaşamsal fonksiyonlarının sekteye uğraması ve dolayısıyla hayatını sonlandırması anlamına geliyordu. fakat o bu şekilde tarihe geçecekti. dünyanın gelmiş gelmiş en büyük porno yıldızı olarak. elbette daha önce farklı rekor denemeleri de gerçekleşmişti. yalnız, büyük bir kısmı hileliydi bunların. 251 kişiyle birlikte olduğunu söyleyen bir porno yıldızı sadece 15 farklı adamla birlikte olmuştu ve bu 15 adam, makyaj ve kostüm desteğiyle, bir başkasıymış gibi gösterilmişti. cassie bunu yapmayacaktı. pazularının iç kısmında, geçmeyen mürekkeple yazılmış rakamları olan, suratları gayet net bir şekilde görünen 600 farklı adam. farklı hikayeleri olan 600 adam. hayatlarının geri kalanında, cassie’nin pornoları karşısında mastürbasyon yapan ve onlar için bir rüyanın gerçek olduğu, 600 tane penis. bir arada tutuluyor, çünkü diğer rekor girişiminin kadın oyuncusunun taktiği, adamları beşer beşer almaktı. yapılan araştırmalara göre, cinsel birleşme öncesi birbirine yakın tutulan erkeklerin sperm üretimleri daha hızlı ve kaliteli oluyormuş. bunu mandıralarda, boğalar ile test etmişler. sıvının tayziği ve irtifası, ulaştığı derinlik daha da yükselmiş. cassie, filme hazırlanmak için vajinal ağırlık toplarından kullanıyor. genital kaslarının gelişmesi ve daha fazla uyarılmak, daha uzun süreli cinsel birliktelik yaşamak için yapılan kegel egzersizinin bir parçası. sheila’yla tanıştığı ve filmin detaylarını konuştuğu gün parkta koşarken, vajinasının dudakları arasından kayarak, paşasından düşen ve taş zeminde yuvarlandığında, bu topların varlığından ilk defa haberdar oluyoruz. gerçekten, mesleğine son derece saygı duyan bir hanımefendi. takdir ediyoruz. gelecekte anılmak için, büyük fedakarlıklar yapılması gerektiğinin de farkında olan bir oyuncu aynı zamanda. 1952 yapımı singin' in the rain'in yıldızı gene kelly’nin oynadığı, o meşhur yağmur sahnesi örnek veriyor. çekimi için haftalarca aynı figürleri tekrarlamış kelly ve prodüksiyon ekibi, yağmur sularının daha net görünmesi için suya süt karıştırmış. 39 derece ateşle yanan kelly, ekşimiş sütün altında su sıçratarak ettiği dansa dünyanın en mutlu gününü yaşar gibi. acı çekerken, öte yandan da mutluymuş gibi görünmek zorunda. tıpkı cassie’nin, sadece birkaç gün sonra yapacağı gibi.
bir diğer karakterimiz ise bay 72. tam bir kaybedenden bahsediyoruz. salonda bekleyen diğer adamlarla kıyaslandığında çelimsiz görünen vücudu, masum yüz ifadesi ve elinde tuttuğu bir buket çiçekle, sanki oraya ait olmayan, sevgililer günü kutlamasının adresini şaşırmış acemi bir aşık gibi duruyor. hatta öyle ki, asistan kızla karşı karşıya geldiğinde, kız ona bu işi gerçekten yapıp yapamayacağını dahi soruyor, elindeki viagra kutusunu sallayarak. bay 137’yle ilk tanışan adamlardan birisi de bay 72. bay 137, örnekleme ve betimlemelerini dahi vücut geliştirme sporu üzerinden yapacak kadar kendisini bu işe adamış, hakkını vererek yerine getiren bir kas yığını. adı, -daha sonra öğreniyoruz- dan baryan ve oklahoma’lı. hoş görünümlü ve bakımlı bir adam. özgüveni yerinde gibi. fakat elinde oyuncak, bezden yapılmış bir ayıcık var. aslında ayıcık mı, o bile tam olarak belli değil. üzerinde onlarca ünlünün imzasını ve iyi dilek temennilerini taşıyan bir bez yumağı aslında bu. yanında getirmesinin altında yatan sebep ise, onu cassie’ye imzalatmak ve imzasının üzerine "hayatımın en güzel seksiydi" yazıp, eşe dosta hava atmak. tıpkı üzerinde bulunan diğer imzalar gibi. hatta ilerleyen safhalarda, arasından bazılarının gerçek dahi olmadığını öğreniyoruz. karakterimiz, daha önce de porno çekimlerinde fiilen bulunmuş. diğerlerine göre, nispeten daha tecrübeli sayılır. hem ortama, hem de konuya hakim. arada enteresan detaylar ve bilgiler de paylaşmaktan geri kalmıyor. carl adındaki arkadaşıyla, birazdan anlatacağım bay 600’ün adına üretilen çift taraflı dildoyu, anal yolla paylaşım gibi eşcinsel ya da biseksüel yönelimleri de yok değil. verdiği enteresan bilgilerden biri ise; rönesans’ta, o zamanın papası tarafından gerçekleştirilen "büyük hadım" operasyonu. aralarında michelangelo ve bernini gibi ustaların da heykellerinin bulunduğu onlarcasının cinsel organlarının yan keski ile kesilerek yerine incir yaprağı konulduğu, bu kesilen penislerin ise imha edilmediği, vatikan’daki kutsal emanetler arşivlerinde, çekmecelerde saklı tutulduğu. öyle bir anlatıyor ki, sanırsınız rüyalarını süslüyor bu mermerden, taştan ve kilden penisler. küçük yaşta başından, pek de hoş olmayan bir şey geçmiş bay 137’nin. cinsel istismar. rektum yoluyla. kim olduğunu bilemediği, kestiremediği biri tarafından. kitabın sonlarına doğru bu kişinin, öz babası olduğunu öğreniyoruz. daha doğrusu o biliyor ama son sayfalara kadar bize söylememiş. bunu öğrendiğinde, oklahoma’ya, ailesinin yanına gerçekleştirdiği son ziyaretten sonra los angeles’a dönmek üzereydi. ve bir daha ailesine tek bir satır bile yazmıyor. bir diğer karakterimiz ise branch bacardi. nam-ı diğer bay 600. bir fenomen, bir porno efsanesi. başka bir deyişle, cassie wright’ın xy kromozomlu versiyonu. gözüne geçirdiği güneş gözlükleri, belindeki kuşağı hafifçe bağladığı ipek robdöşambrıyla dolanıyor bekleme salonunda. penisinin birebir kopyası olan dildolar çin’de, köle sayılabilecek miktarda ücretler ödenerek çalıştırılan insanlar tarafından, her bir damarı özenle boyanarak ve tıraşlanarak üretiliyor. keza cassie’nin vajinası için de aynı şeyi söyleyebiliriz. bunun bir çeşit ölümsüzlük olduğunu düşünüyor bacardi. duschamp’ın pisuvarı, warhol’un çorba kutusu neyse; bacardi’nin penisi, cassie’nin vajinası ise oydu palahniuk’a göre. en azından bize anlattığından çıkarabileceğimiz sonuç bu. geçmişiyle barışık, hatta gurur duyan bir adam bay bacardi. seri imalata geçirilen, kendi penisinin uç kısmı şeklinde tasarlanmış kıç tıpalarıyla onlarca genç kızın, okula ya da kiliseye gidiyor olduğunu, onun aletini yanlarından ayırmak istememeleri onu garip bir şekilde mutlu ediyor. burada farklı birtakım duyguları sorgulamaya başlıyor aslında: elindeki starbucks kahvesini yudumlayan kasiyer kızın arkasındaki raflarda, vajinanızdan onlarcasının durduğunu bilmek nasıl bir hissiyattır? bay bacardi, cassie’yle daha önce de farklı yapımlarda aynı yatağa girmiş. fakat onun bu yaptığını çılgınca buluyor ve bu rekor denemesinden canlı çıkabileceğine olan inancı, yok denecek kadar az. fakat ilk başta da belirttiğim gibi, cassie’yi öldüren 600 penisten biri olmak ve bu şekilde tarihe geçme fikri onu fazlasıyla cezbediyor. kadın, umurunda bile değil. o sadece adını altın harflerle yazdırma çabasında. çünkü numaralar, kişilere gelişigüzel dağıtıldığı ve kimin ne zaman stüdyoya girdiği bilinemeyeceği için, onun da numarası son numara olduğu için bu ihaleyi üstlenebileceğinden oldukça emin.
önceki çekimlerden birinde cassie’nin üstte olduğu bir anda içinden çıkamadığını ve boşaldığını öğreniyoruz, kitabın son demlerine doğru. başrollerini paylaştıkları filmin gerçek hikayesi; augustus sezar'ın (jullius caesar) soyundan gelen messalina, kuzeniyle evlendiriliyor ve kuzeni ölünce de tahta geçiyor. otoritesini sağlayan hatun, kumandan, aristokrat, ayak takımı dinlemeden herkesle birer birer cinsel ilişkiye giriyor. memleketin en sağlam fahişelerinden biri olan scylla'yla, rekabete soyunuyor. bir gece vuku bulan bu kapışmada scylla, 25'te tıkanırken messalina dur durak bilmiyor. daha sonra da romalı askerler tarafından, sarayının bahçesinde öldürülüyor. filmde ise bütün bu tarihsel gerçeklik, elbette bir parodi olarak anlatılıyor ve cinsel içeriği zenginleştiriliyor. aradan aylar sonra, cassie bu çocuğu aldırmak yerine doğuruyor. çocuğun annesinin cassie, babasının ise bacardi olduğu gerçeği netleşiyor netice itibariyle. bacardi ise bay 72’ye, bu gayrı meşru çocuğun, bu çekim sonunda çok zengin olacağını, gerek sigortadan, gerekse filmin satışından elde edilecek telifle köşeyi döneceğini söylüyor. bay 72, bu gerçeği kabullenmek istemiyor bir yandan da. çünkü elindeki buketi, annesine, cassie’ye vermek için taşıyor. fakat bacardi, bu girişimin annesini mutlu etmeyeceğini, aksine tekerine çomak sokacağını ve kadının üzüleceğini söylüyor ona. çocuğun amacı seti basıp, annesini bu sektörün zalim kollarından çekip almak. daha doğrusu o, böyle olacağına inanmış durumda. cassie’nin oğlu olduğu yönünde ciddi kozları ve delilleri var bay 72’nin. annesinin pornosu açıkken, üvey annesine nasıl yakalandığını anlatıyor bay bacardi’ye. tabii ki, bir kısmını. öğrenmesini istediği kadarını. daha doğrusu, öğrenmesini istediği şekilde. işin aslı şöyle. aslında genç dostumuz sağlam, ağır bir sapık. cassie wright’ın yapay vajinasını ve sol göğüs replikasını, para denkleştirip satın alıyor ufakken. vajina, pantolonunun cebine sığabildiğinden onu her yere götürebiliyor haliyle. hatta öyle ki, derste, otobüste, uyurken, bir parmağı sürekli o yapay plastiği kurcalıyor. bir kalemin, kalem olduğunu anlayabildiği gibi; cassie’nin vajinasını da gözü kapalı olsa bile tanır hale geliyor. ingiliz antropolojist catherine blackledge'e göre erkek ceninler mastürbasyona, doğumdan bir ay önce ve ana rahminde başlıyorlarmış. otuz ikinci haftadaki o kıpırdanmanın nedeni, tekmeleme ya da hareket değil, mastürbasyonmuş. bay 72’de bu bilgileri doğrular nitelikte, her gün düzenli olarak cassie’nin fotoğrafları karşısında sanatını icra eder oldu. fakat bunların kesmediğini fark ediyor günden güne ve ekstra işler yapmaya başlıyor. hayalindeki kadını, adeta voltran oluşturur gibi tamamlamaya çalışıyor. denkleştirdiği parayla ise şişme bir bebek alıyor. cassie’nin şişme bebeği. paket, evine ulaşırken yolda gördüğü hasardan mıdır yoksa defolu oluşundan mıdır bilinmez, boğaz kısmından hava sızdırıyor. çocuk üvey annesinin inci kolyesini ve kıyafetlerini bebeğe giydirip, onunla ufak seks oyunları oynarken, annesine yakalanıyor. ve kadının dudaklarından dökülen kelimelerden sonra, tüyleri diken diken oluyor, kanı donuyor: "o senin öz annen gerizekalı!" bu arada satır aralarında verilen bilgilere göre, ilk şişme kadının mucidi adolf hitler'miş. birinci dünya savaşı sırasında yaya haberci olan hitler, siperden sipere istihbarat taşıyormuş. arkadaşlarının fransız genelevlerine gitmesi üzerine midesi bulanan adolf, aryan soyunun saf kalması için bu bebekleri tasarlamış fakat dresden bombalanmaya başlayınca, fabrikalar yıkılmış ve dağıtım gerçekleşememiş. roman boyunca adından sıkça bahsedilen, aktif halde olayın dahilinde olan diğer kahraman ise sheila. rekor denemesini organize eden, fikir babası, asistan kız. "harbiden doğru" lafı, diline pelesenk olmuş adeta. sıkça karşılaşıyoruz bu tepkiyle. boynuna astığı kronometresi, tepeden topuz yaptığı saçları, elinde tuttuğu mandallı bloknotuyla, stüdyoya girecekleri organize ediyor ve üçer üçe çağırıyor. adamlardan da arada 20 ila 50 dolar arasında değişen raklamlarda rüşvet alıyor. onları daha önce içeri alması için. üzerindeki siyah kazağın omuzlarına dökülen kepeklerin gölge düşüremeyeceği bir güzelliğe sahip. latex eldivenler yüzünden elleri pişik yapmanın eşiğine gelmiş. öyle ya, 600 tane ne idüğü belirsiz herifin arasında, böylesine steril olmayan bir ortamda dolanmanın pek de sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz. dudaklarından farklı saptamalar ve aforizmalar dökülüyor zaman zaman. günümüzdeki en önemli şeyin, özgür irade olduğunu söylüyor ve devam ediyor: "yetişkin bireylerin, kendilerine ilişkin yasal seçimler yapmasına izin veriyor musunuz?" diye de noktalıyor. ilerleyen sayfalarda, iki farklı görüşüne daha yer veriliyor: "günümüzdeki bir diğer en önemli şey ise serbest ticaret. bir insanın kazanç elde etme ve nüfuzunu kullanma yönündeki yeteneğini sınırlıyor musunuz?". son olarak da şu görüşe yer veriyor: "üçüncü en önemli şey ise gerçeklik. bütün kimliğiniz bir anda yok olursa ne yaparsınız? bütün hayat hikayeniz, bir yanlıştan ibaret oluverirse bu durumla nasıl başa çıkarsınız?". ilerleyen sayfalarda ise, son önemli şey ile yüzleşmesini görüyoruz. gelişen teknolojinin, o dönemin oyuncularını bitirdiğini ve tarihe gömdüğünü düşünüyor. sesli film furyasıyla birlikte esamesi okunmayan onlarcası gibi, yüksek çözünürlük teknolojisi yüzünden de yüzlerce oyuncunun popüleritesini yitireceğini düşünüyor. çünkü bu gelişmeler, voyöre oyuncu hakkında haddinden fazla bilgi veriyordu. mimikleri, bakışları, sesi, teni... sesli filmler çıkmadan önce, setlerin aranan oyuncusu olan marie provost’un, işin içine sesin de dahil oluşundan sonra film sektöründen uzak kalmasının altındaki sebebin, bronx şivesiyle konuşuyor olduğunu söylüyor ve provost’un, ölümünden tamı tamına dört gün sonra bir otel odasında bulunduğunu anlatıyor. daha doğrusu bir kısmının bulunduğunu. marie’nin köpeği, dört gün boyunca aç kaldığı için genç kadının bir kısmını yemişti. kitap boyunca bu dört karakterin, bekleme salonunda yaşadıkları, diyalogları ve geçmişlerine dair bilgilere vakıf oluyoruz. eserin sonlarına doğru ise sheila, bay 72’yi sete çağırıyor. bay 72, bay 600’den aldığı siyanür hapını cassie’ye götürmek üzere avucunun arasına saklıyor. bacardi, ona tembihliyor: "cassie, hapın nereden geldiğini sorara ona, irwin’den geldiğini söyle". aynı zamanda bay 137’den aldığı viagra’yı da... haplar karışıyor ve bay 137, gelişigüzel birini işaret ediyor. çocuk sete girdiğinde yatakta boylu boyunca uzanmış annesini görüyor ve onun oğlu olduğunu söylüyor. kadın, başucunda yığın oluşturmuş çiçekleri ve tebrik kartlarını göstererek sheila’ya "al işte, bir tane daha" diyor dalga geçerek. bacardi’den aldığı madalyonu gösteriyor annesine. ve elindeki haplardan bir tanesini. kadının üst dudağı giderek inceliyor ve bir parantez gibi yanaklarının üzerine dökülüyor. kadın, madalyona ve içindeki bebek fotoğrafına bakarak, evet, bir çocuğunun olduğunu fakat bu çocuğun erkek değil kız olduğunu söylüyor. bay 72 bu gerçeğe inanmakta güçlük çekiyor. tüm inandığı, tüm düşündüğü, tüm planladığı şeyler bir toz bulutu gibi bilinmezliğe karışıyor. şu anda anadan üryan, erekte olmuş bir penisle ortada sap gibi dikilen herhangi bir direkten farksız, tamamiyle çulsuz, ailesiz. çünkü çekime geleceğini üvey ailesine söylemiş ve "eğer gidersen, bir daha geri gelme. eşyalarını kamyona yükler ve yollarız" karşılığını almıştı. artık tamamiyle ser sefildi. ilerleyen bölümlerde sheila ve cassie’nin çekim öncesi hazırlık sürecine tanık oluyoruz. hangi porno yıldızının, neyi niye yaptığını; hangi fiziksel bozukluğun, ne gibi doğal yöntemlerle çözülebileceğini; hangi ünlünün nasıl öldüğünü ve ölüm seremonisini. sheila'nın dilinden anlatılan bölümlerin birçoğu, konuşma anında vuku bulan olayın, tarihteki muadilleri ve yansımalarıymış gibi ilişkilendiriliyor. başka bir deyişle, cassie'nin bu rekor denemesi, bir şekilde efsaneleştiriliyor. fakat sheila her şeyin farkında. bay 600’ün cassie’yi bayıltarak, ruhunu bedeninden ayırmasına ramak kaldığı arada becererek ve bunu videoya çekerek ne denli bir kötülük yaptığının bilincinde, adama diş biliyor. son 15 sayfa içerisinde; cassie’nin çocuğunun sheila, daha doğrusu cassie’nin koyduğu adıyla zelda zonk olduğunu öğreniyoruz. zelda zonk, marilyn monroe’nun olmak istediği kişiydi. yazışmalarında ve rezervasyonlarında bu ismi kullanırdı. çünkü zonk, monroe gibi kırıtan sevimli ve alımlı bir sarışın değil, sanat koleksiyonları olan, kitap okuyan biriydi monroe’nun, hayallerinde yaşattığı ikinci kimliğiydi. cassie de, kendi sahip olamadığı hayatı kızında yaşatabileceğine inandığı için böyle bir isim koymuştu. ayrıca, bu rekor denemesinden canlı çıkamayacağını o da biliyordu. sheila’nın da, onun kızı olduğunu. başından beri. ona karşı olan borcunu ödemek, kendini biraz olsun affettirmek için dünyadan bu şekilde ayrılmayı, milyoner ederek göç etmeyi tercih etmişti. planları da birbiriyle eşleşiyordu aslında. sheila da annesini öldürüp servetine servet katıp, tek varis olarak zengin olmak için kadını böyle bir rekor denemesine ikna etmişti zaten. son bölümlerde bay 72 ve sheila, kendileri hakkındaki gerçekleri birer birer öğrenirken, bekleme salonunda ise bacardi, siyanürlü hapı çoktan içmişti. sağlık ekipleri geldiğinde iki genç,stüdyodan dışarıya adım atmış ve sigaralarını tellendiriyorlardı. stüdyoyu, yangın merdivenlerinden ayıran çelik kapının kapalı olduğunu hatırladı sheila ve kafasında bir anda ampul yandı. kapıyı açtıklarında, yerde cansız yatmakta olan bacardi’nin, hala sert olan penisi üzerine oturup zıplayan ve "çekiyor musunuz? kaydediyor mu?" diye soran cassie’yi gördü. cassie son derece kızgın ve intikamının peşinde koşan dişi bir vahşi kedi gibiydi adeta. "benden rol çaldın, seni bokun soyu" diyerek hem herifin üzerinde zıplıyor, bir yandan da vuruyordu. sağlık ekiplerinin, yerde cansız yatan adamın göğsüne verdikleri 460 jullük güçten sonra ise odaya kesif bir et kokusu hakim olmuştu. bay 600’e ait son bölümde, siyanürü içtikten sonra ruhunun bedeninden ayrıldığını ve odayı tepeden izlediğini, kendi ağzından duyuyoruz. bacardi ve cassie’nin bedenleri, birbirlerine kasıklarından mühürlenmişti adeta. cassie’yi neredeyse öldürecek olan bu elektrik, bacardi’yi hayata döndürmüştü. başlarında bekleyen sheila ise mutlu sayılırdı. bütün kimliği bir anda yok olan, bütün hikayesi bir yalandan, yanlıştan ibaret olan biri ne kadar mutlu olabilirse, tam olarak o kadar... eseri; karakterler, olay ve mekan haricinde ele alacak olursak palahniuk, bilhassa amerikan halının alışık olduğu prototipleri ve yaşamlarını, hayat tarzlarını okuyucuya empoze etmeyi başarmış görünüyor. 1996 yılında yazdığı fight club adlı eserinde de belirttiği gibi, 21. yüzyılın tüketici toplum bireylerinin aslında yaptıkları birçok şeyi istemeden yaptıklarından ve insanların istediği şekilde hareket ettiklerinden dem vuruyor. sheila’nın "en önemli üç şey"de belirttiği gibi özgür irade, serbest ticaret ve gerçekliğin önemini vurguluyor, insanın sahip olması gereken temel erdem ve haklarının, zaman içerisinde nasıl yozlaştığı, büyük kardeş tarafından nasıl sübvanse edildiği ve bastırıldığı gerçeğini hatırlatıyor. gerek sheila, gerekse cassie’nin verdiği ölüm örneklerinde insanlar, kendileri gibi olamadıkları için, kendi hayatlarını yaşayamadıkları için; özlerindeki benliğe geri döndüklerinde ve o benliği yansıttıklarında ise toplum onları dışladığı ve hatta yok saydığı için intihar ettiler. insanoğlunun; kim olduğuyla değil, ne yaptığıyla anıldığını da porno yıldızlarının rekor denemelerinden rahatlıkla anlayabiliriz. hatta bu gelecek kaygısı öylesine bir saplantı haline gelmiş ki, insanların, yaşamlarından dahi feragat etmelerine kadar varmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder